 |
[ Hikayeler ]
|
|
| ŞAHMURATLI KÖYÜNE TAHSİLDARLAR GELİR ZAMANIN MUHTARI ŞIH HÜSEYİN ODAYA MİSAFİR EDER GECE SIKIŞAN TAHSİDAR TUVALETE GİTMEYE KORKAR ODANIN ARALIGINA GİRİŞİNE BÜYÜK TUVALETİNİ YAPAR ERTESİ GÜN TAHSİDARLAR GİDİNCE FARK EDEN MUHTAR ŞIH HÜSEYİN OZAMANIN ÖĞRETMENİ ALCILI KASIM BEYİ ÇAĞIRIR KASIM GEL HELE MİSAFİRLERİN ETTİĞİNE BAK DER BUNU GÖREN KASIM BEY YA MUHTAR KOSKOCA HANE SAHİBİSİN ŞUNCAZI YUTAMADINMI DER .......... ŞIH HÜSEYİN MUHTARLIĞINDA KÖYE MÜFETTİŞLER ĞELİR MUHTARDA GİDER MÜFETTİŞLERE HOŞGELDİNİZ DER ÖĞRETMEN KASIM BEYEDE SİZDE HOŞGELDİNİZ KASIM BEY DER |
|
Kaynak: MUHTAR
|
|
|
| BAYRAMDA İLK YEMEK |
Yazar: kerkenez_66_71 |
|
|
| Arefe günü küçük çocukların oruç tutmaya alışması için onlara teşvik amaçlı otuç tutturulur tuttukları oruç bir büyük trafından para veya hediye karşılığı satın alınırdı.Oruç tutmayanlarda korkutulurdu.Seni caminin bitli pinesliğine hapsederler diye.Tabi biraz büyüyünce anladıkki bitli pineslik dedikleri yer caminin kömürlüğü imiş.Bayram günü namazlar kılınır,cami içinde ve çıkışta bayramlaşmalar olur,birbirine dargın ve küs olanlar köyün ileri gelenleri tarfınden barıştırılır ondan sonrada bayram sabahının ilk yemeğini yemek için odaya gidilirdi.O zaman şimdiki gibi değildi köyümüzde çok oda vardı.Odaya yakın olan ,birbirine akraba olan lar,barıştırılmış olan dargınlarıda aynı softrada beraber yemek yemelerini de sağlamaya özen gösterilirdi.Yeni yetişen delikanlılarda bu topluluğa dahil edilerek onların büyüklere saygı ve hizmetin nasıl yapılması gerektiği tutum ve davranışlarla anlatılırdı.Odada bulunan büyükler baş sofrada,onlardan sonraki büyükler ondan sonraki sofarda yemeğe oturur,gençlerde bunlara hizmet eder sonra onlarda yemeklerini yerlerdi.Yemek çeşitlerinden:bulamaşı(yayla çorbası),kesme hamur çorbası,tereyağında pişmiş ve kiprikli zehen içinde ağzı kapaklı sahanda yumurta,Tereyağında tavuk suyu ile pişmiş ilenger denilen büyük tabak içerisinde tepe gibi bulgur pilavı üstünde de önce haşlanmış sonra tereyağında kızartılmış tüm tavuk.mevsimine göre kuru fasulye veya taze fasulye(pahla) suluca pişmiş patlıcan ,patetes yemeği.bazen pilav üzerine kavurma.ardısıra sini tatlısı,baklava baklavalar şimdiki gibi olmazdı.içine gevrek ve ceviz içi konurdu.Gevreğin önce hamurunu incecik açar,sonra tandır sacında tıkır tıkır olana kadar pişirir sonra avuç içinde onu ufalarlar içine toz şeker ve ceviz içi karıştırır baklava hamurunun içini bununla doldururlardı.onuda tereyağı kullanarak yaparlardı iri iri kesilirdi dilimleri .Onuda iki sacın arasında kerpiç ateşinde pişirirlerdi.o zaman köyde ne elektirik vardı nede fırın.şimdi öyle baklava yapan kalmadı desem yalan olmaz.onun içi hiç hamur olmazdı.Sonra yogurtlu kesme mantı olurdu bol sarımsaklı.üzerinede tavuk ciyeri ve taşlığını tavada kavurarak mantının üzerine sos yaparlardı.mantı yemeklerin en sonunda yenirdi.mantı yerken büyükler birbirilerine yarenlik yaparlardı senin mantını ne zaman yiyecik diye.Yemeklerden sonra çaylar içilir herkes evine dağılırdı.Yemekleri odada yemek yiyenlerin evlerinden gençler getirir.kimin ne pişirdiği veya ne pişireceği hiç konuşulmazdı ama ortaya okadar güzel bir ziyafet çıkardı ki yaşanması gerek.İşte eski bayramlarda sabah yemeği odada böyle olurdu.Hamdolsun bu güzellikleri yaşadık.Böyle güzellikleri insan özlüyor bee.Ben hatırladım sizde hatırlayın istedim.k.kale |
|
Kaynak: benim hatırladıklarım
|
|
|
| KABLUMBAĞA OPERASYONU |
Yazar: ihtilal |
|
|
Allah cümlemizin ölmüşleri ile birlikte dedeminde makanını cennet etsin.
Dedem Şıh hüseyin KILINÇARSLAN muhtarlık yaptığı dönemde, köyün bağlarına çok aşırı bir şekilde kablumbağa musallat olmuştur. köylü bu konuda biraz dertlidir, durmadan muhtara dert yanılır. dedemde aklına getirdiği çözümü kimseye söylemeden bir gün köyde ne kadar genç varsa odaya çağırır gençlere hitaben "GENÇLER, BU GECE GEÇ VAKİT KAYSERİDEN TÜCCARLAR GELDİ. ONLARI MİSAFİR ETTİM. BU ŞAHISLAR KABLUMBAĞA TÜCCARLIĞI YAPIYORLARMIŞ, KABLUMBAĞALARI SATIN ALIP DIŞ DEVLETLERE SATIYORLARMIŞ TANESİNE EPEYDE HATIRI SAYILIR PARA VERİYORLAR EĞER, KAPLUMBAĞALARI TOPLARSANIZ PAZAR GÜNÜ GELİP ALACAKLAR, SİZDE KAZANÇ SAHİBİ OLURSUNUZ DİYOR." ve hemen kablumbağa toplama seferberliği başlıyor. ancak pazar günü geldiğinde caminin avlusu kablumbağa ile dolduruluyor tamamen hayal ürünü sözde tüccarlardan ne gelen var ne giden var orada gençlere yeniden hitapla "ANLAŞILDI BU TÜCCARLAR SÖZÜNÜN ERİ DEĞİLMİŞ, ŞİMDİ BU HAYVANLARI ASMAK OLMAZ, KESMEK OLMAZ, BESLEMEK OLMAZ, AMMA HAYVANKARDA RIZIKSIZ KALMASIN, EN İYİSİ BU SENEDE MEMMETBALİ KÖYÜNÜN BAĞLARIDAN BESLENSİNLER DİYOR. GÜN BATTIKTAN SONRA KABLUMBAĞALAR KOMŞUKÖYÜN BAĞLARINA NAKLEDİLİYOR" bu sayede geçicide olsa köylünün yakınması bitiyor. selamlar
Şıh Hüseyin KILINÇARSLAN dan naklen
Çetin KILINÇARSLAN |
|
Kaynak: Şıh Hüseyin KILINÇARSLAN
|
|
|
| DADINI AKDAĞ LILARA MI SORALIM ? |
Yazar: kerkenez_66_71 |
|
|
| Aynı bu günler gibi seçim çalışmalarının cafcaflı olduğu bi dönemde köyümüz insanlarından bazıları caminin önünde otururken ANAP ın seçim arabası gelir.İçinden Lütfullah KAYALAR ve seçim çalışmalarına katılan diğer anaplılar inerler.Tabi ki hoş beşten sora KAYALAR BAŞLAR KONUŞMAYA geçtiğimiz dönemde Akdağmadeni ne şu hizmeti yaptım bu hizmeti yaptım,şuna kıredi verdim ,bunun tayini ni yaptım diye uzun bi konuşma yapar.Ama Seyit dayı bi fırsat bulsa ağzına geleni söylüyecek derkan el kaldırır -başkanım iki çit lafda ben edebilirmiyim der müsade ister.Kayalar büyük bir memnuniyetle buyur amca isteklerin neyse alalım der.Ne bilsin Kayalar seyit dayı nın ŞIHÜSÜYÜN gibi bir deha nın oğlu olduğunu.Bilmez tabi ama gafil avlanır.Seyit dayı söze başlar.-Başkanım biraz başınızı ağrıtacam amma gusura galman.diyede tembihler.Zamanın behrinde bizim bir inek vardı o da öldü.Babam pazardan onun yerine yeni bi inek aldı.Anam ineği sağdı az bi sütü çıktı onuda yoğurt çaldı.Ertasi gün anam yoğurdu sofraya getirdi.Babama dediki herif yoğurdun dadına bi bahın bahıyım nasıl.Babam yoğurda bahdı gozüne az gorükdü .Ula avrat yoğurdu seyit yesin banada dadını söylesin dedi.Bende yoğurdu yalınız yedim babama da dadını söyledim.O hesap .Sayın bakanım bizim koyde Ortaokul ve ilkokul vardı Allah razı olsun siz geldiniz onları gapatdınız.Koyümüzde PTT acentesi vardı Allah razıolsun onu da gapatdınız.Mehmetbeyliden geçen Dedik yolunu asfelt yaptınız bizim yola gıreyder bile salmadınız.Akdağı na hizmet yaptım diyonuz.Yaptığınız hizmetlerin dadını gidipde AKDAĞ LILARA MI SORALIM.der .demesiynen birlikte Lütfullah Kayalar hemen otobüse yönelir.Yönelir amma tedbilini şaşırmış otobüsün kapısını bulamaz.Şoför çağırır başkanım kapı burada diye öylelikle Sayın bakan kapıyı bulur ve köyden ayrılırlar.ALLAH RAHMET EYLESİN günümüzdede bi şıhüsüyünün seyit olsada sorsa şimdiki yüzsüzlere Ülkede Limanları sattınız,Rafinerileri sattınız,Telekom u sattınız,Galatayı sattınız,Petkim i sattınız,Çimento fabrikaları nı sattınız,Bankaları sattınız,Petlas ı sattınız... .Almanya,Japonya,İngiltere gibi kalkınmış ülkeler bunları yaparak kalkındı siz satarak mı kalkınacaksınız.Sattıklarınız dan alınan paralarla ne yaptınız,Hangi fabrikayı,hangi limanı,hangi barajı .Hangi demiryolunu,hangi hava limanını yaptınız ?.Diye. Mekanı cennet olsun başkaları yalakalık yaparken o doğruyu yüzlerine haykırmış.Seyit dayıya da bu yakışırdı.Kendisini şükranla anıyorum.k.kale |
|
Kaynak: Seyit KILIÇARSLAN
|
|
|
| İRİŞKİ |
Yazar: kerkenez_66_71 |
|
|
| Köyümüz büyüklerinden olan İHSAN KA(çörten)İHSAN ARSLAN Rahmetli nin muhtarlık yaptığı dönemde düğünü olacak nişanlı çiftler gayit görme adı altında alışverişe giderler,hem düğün için gerekli olan güçlerinin yettiği kadar alışveriş yaparlar,hem de nikah için gerekli olan resim çektirme işini yapar geri kalan işleri ise muhtar takip eder buolaylar böyle sürer gider.İşte o gayit görme işlerinden birinde alışverişler yapılır,resimler çekilir,karşılaşılan sıkıntıları gören damat muhtar ve yanlarında bulunanlarla birlikte hepisine bir sucuk ekmek ikramında bulunmak ister sucukçu ya varırlar otururlar.O zaman ve yakın zamana kadar Sorgunda sanece sucuk ekmek işi ile iştigal eden esnaflar vardı .(şimdilerde varmı bilmiyorum)Dükkan sahibi hemen iltifat eder buyrun ağalar size ne ikram edebilirim der nezaket icabı.Bizimkiler biz sucuk ekmek yiyeceğiz derler.Bunu duyan İHSAN KA yoh ben sucuh yemem İRİŞKİ yiyecam diye itiraz eder.Bilmezki irişki ile sucuğun aynı şey olduğunu.ALLAH RAHMET ETSİN.İnsanlarımız böyle temiz ve saf imişler.Mekanları cennet olsun.k.kale |
|
Kaynak: GERLEME
|
|
|
|
 |